Zepto Teknolojisi, Akıllı Lens İle Birleşti

Akıllı Lens Tedavisinde Zepto Teknolojisi

Akıllı Lensler ile birlikte uygulanan zepto teknolojisi, gözlüklerden ve katarakttan kurtulmanın süresini de kısalttı.

Akıllı Lens nedir?

Akıllı Lens göz içine cerrahi operasyonla takılan ve kişiyi hem gözlüklerinden hem de varsa kataraktından kurtulmasına yardımcı olan tedavi türüdür. Akıllı Lens uygulaması bir tür katarakt cerrahisidir. Akıllı Lensler kişiye uzak, yakın ve orta mesafede iyi görüş sağlayabilir.

Orta mesafe nedir?

Cep telefonu, tablet, bilgisayar, mutfak tezgahı ve arabanın göstergeleri orta mesafe alanına girmektedir.

Akıllı Lens operasyonunda genel anestezi gerekir mi?

Akıllı Lens ameliyatında genel anesteziye gerek duyulmamaktadır. Göz, damla ile uyuşturularak operasyon yapılır. Ameliyattan sonra hastanede kalmaya gerek yoktur.

Akıllı Lens kimlere uygulanabilir?

Lazer ameliyatı olamayacak kadar yüksek göz numarasına sahip kişilere,

Kataraktı olan ve gözlüklerinden kurtulmak isteyenlere,

40 yaşından sonra yakın görme sorunu yaşayanlara,

Daha önce lazer operasyonu geçirmiş ancak göz numaraları tekrar yükselmiş kişilere,

Tedavisi ne kadar sürüyor?

Akıllı Lensler artık zepto teknolojisi ile birlikte uygulandığında 5 dakikada göz içine yerleştirilebilir.

Zepto teknoloji nedir?

Zepto teknolojisinden önce Akıllı Lensler 5,5 mm açıklıktan göz içine yerleştirilirdi. Artık zepto teknolojisi ile birlikte robotik kesinlik sağlanarak 5,2 mm açıklıktan göz içine yerleştirilebiliyor.

Zepto teknoloji, göz içine yerleştirilen Akıllı Lenslerin daha stabil ve tam merkezinde olmasını sağlayabiliyor. Akıllı Lensin göz içine tam yerleştirilmesinin kişinin görüş kalitesini artırdığı bilinmektedir.

Zepto teknolojisinin avantajları nelerdir?

Zepto teknolojisi ile Akıllı Lens ameliyatı 5 dakika sürmektedir.

Akıllı Lenslerin göz içinde kayması beklenmez.

Işık hassasiyeti yaşanmadığı bilinmektedir.

Akıllı Lenslerin çıkarılan doğal lensin yerine tam yerleşmesi sağlanmaktadır.

Akıllı Lens tedavisi için kataraktın başlamasını beklemek mi gerekir?

Yüksek göz numaralarına sahipseniz ve gözünüz lazer tedavisine uygun değilse gözlük veya kontakt lenslerden kurtulmak için kataraktın başlamasını beklemek gerekmemektedir.

Akıllı Lensler kalıcı mıdır?

Akıllı Lensler kalıcıdır. İnsan ömründen daha uzun süre iyi görüş özelliğini kaybetmediği bilinmektedir.

Gözlüklerden kurtulmak için tedavi olan biri ileride katarakt olur mu?

Akıllı Lensler kataraktın oluştuğu doğal göz içi merceğinin alınmasıyla uygulandığı için kişide bir daha katarakt oluşması beklenmez.

Akıllı Lensler ve Orta Mesafe

Akıllı Lens Tedavisi (Kalıcı Lens) ve Orta Mesafenin Önemi

Akıllı Lens Tedavisi (Kalıcı Lens) için kullanılan lens 3 odaklıdır. 3 odaklı lensler özellikli merceklerdir ve 3. odak orta mesafedir.

Akıllı Lens Tedavisinde Orta Mesafe Hangi Alanı Kapsamaktadır?

Orta mesafe günlük hayatta sıkça kullandığımız mesafe aralığıdır. Teknoloji çağında özellikle dijital ekranların kullanım aralığı olarak geçmektedir. Örneğin; telefon, tablet, bilgisayar hatta araç içi gösterge panelleri orta mesafe görüş alanında kalmaktadır. İş hayatında özellikle, telefon, bilgisayar, gazete ve televizyonu sıklıkla kullandığımız için 3 odaklı lensler yakın, uzak ve orta mesafede net görme alanı sağlamaktadır.

Akıllı Lens Tedavisi (Kalıcı Lens) Kimlere Uygulanabilir?

Akıllı Lens Tedavisi (Kalıcı Lens), lazer olamayacak kadar yüksek göz numaralarına sahip hastalara, katarakt hastalarına, 40 yaşından sonra yakın görme problemi yaşayanlara, daha önce lazer tedavisi olan ancak belli sebeplerden dolayı numaraları yükselmiş kişilere, Miyop, hipermetrop ve astigmat hastalarına uygulanabilir.

Akıllı Lensler hakkında detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz:

http://www.gozameliyatlari.com/akilli-lensler-kalici-lens/

Akıllı Lens Tedavisi (Kalıcı Lens) Ne Kadar Sürüyor?

Akıllı Lensler Zepto Teknolojisi sayesinden 5 dakika göz içine yerleştirilebiliyor.

Zepto Teknolojisi Nedir?

Zepto Teknolojisi ile göz içine yerleştirilen Akıllı Lenslerde görüntüsü kalitesi en üst seviyede olur. Zepto Teknolojisi ile Akıllı Lensler göz içine tam ortalı kusursuz yerleştirilir. Kısa sürede tamamlandığı için hastanın konforunu artırır ve göz içi lens ameliyatını daha güvenli hale getirir.

Yüksek Göz Numarası Nedeniyle  Akıllı Lens Tedavisi (Kalıcı Lens) Olan Kişide İleride Katarakt Oluşur mu?

Akıllı Lensler kataraktın meydana gelebilecek doğal içi lensinin çıkartılarak takılmasıdır. Bu sebeple gözde ileride katarakt oluşma ihtimali yoktur.

 

 

 

Göz Lazer Ameliyatı

Göze dokunmadan lazer nedir?
Göze dokunmadan lazer diğer adıyla No Touch Laser göze cihaz teması olmadan uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hasta, cihazdan gelen ışığa bakarken saniyeler içinde uzak, yakın ve astigmat görme sorunu tedavi edilir.

Göz lazer tedavisi kimlere uygulanabilir?
18 yaş üstü miyoplara, astigmatlara, hipermetroplara, korneası ince kişilere, keratokonus hastalarına (Cross tedavisiyle birlikte), kornea nakli geçirmiş ama astigmatı düzelmemiş hastalara, katarakt ameliyatından sonra göz numarası sıfırlanmamış hastalara uygulanır.

Astigmat lazerle düzeltilir mi?
No Touch Laser ile miyop ve hipermetrobun yanında astigmat da aynı seansta, saniyeler içinde düzeltilebilir.

No Touch Laser tedavisi riskli midir?
No Touch Laser tedavisi 18 yaş üstünde güvenli bir şekilde uygulanabilmektedir. Doktor muayenesi sonrasında tedaviye uygun olmanız halinde rahatlıkla uygulanabilmektedir.

Daha önce lazer tedavisi olan biri No Touch Laser olabilir mi?
No Touch Laser’de korneaya herhangi bir keşi işlemi uygulanmaz. Bu nedenle daha önce geçirmiş olduğunuz operasyonlar No Touch Laser tedavisine engel değildir.

Tedavi sonrası göz numarası tekrar yükselir mi?
Uygun hastalara yapıldığı takdirde göz numarasının operasyon sonrasında tekrardan oluşması ya da yükselmesi olasılığı bulunmamaktadır.

No Touch Laser Avantajları;

  • Uzak, yakın ve astigmat aynı anda düzeltilebilir.
  • Göze dokunmadan yapılır.
  • Gözden parça çıkarılmaz.
  • Göze keşi uygulanmadığı için güvenlidir.
  • Tedavi sırasında ağrı-acı duyulmaz.
  • Operasyon saniyeler içinde tamamlanır.
  • Kalıcı göz kuruluğu oluşmaz.
  • İleride katarakt ameliyatına engel değildir.
  • Tedaviden bir hafta sonra istenilen spor aktivitesi (yüzme, boks dahil) yapılabilir.

Göz Alerjisi

Göz Alerjisi

Göz alerjisi polen, rutubet, toz parçacıkları ve hayvan tüyü gibi iç ve dış mekan elenenlerine karşı gelişen bir reaksiyondur. Bu elenenler göze girer ve göz kapağının içine yerleşerek gözün nemli kalmasını sağlayan hat şeklindeki dokunun iltihaplanmasına yol açarlar. Göz alerjisi yaşayan kişilerde genel belirti olarak oluşan iltihaplanma sonucunda rahatsız edici kumlu göz hissi, kırmızı, kaşınan, yanan, yaşlanan şişkin gözler sorunu ile karşılaşır. Bu sorunlar öksürük veya baş ağnsı şikayetleri ile beraber görülebilir Hatta birçok kişide geçici bulanık görme şikayeti gözlemlenir.
Göz alerjisine karşı en iyi savunma, öncelikle alerjinizi tetıkfeyen maddelerle temastan kaçınmaktır Eğer herhangi bir alenen ile temasınız olduysa gözlerinizi dikkatlice yıkamanız ve biraz sum gözyaşı damlatmanız gerekir. Alerjenlerle temastan kaçınmanız mümkün değilse derhal tedaviye başlamalı ve belirtiler ortadan kalkıncaya kadar devam etmelisiniz. Size uygun tedavi içm doktorunuza mutlaka danışmaksınız. Göz alerjileri yaşam konforunuzu oldukça olumsuz etkiler. Göz sağlığınızı korumanın ve alerjilerden etkilenmemenin ipuçları ise şöyle;
-Göz alerjilerini engellemek için gözlennıze dokunmaktan ve ovalamaktan kaçının.
-Ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkayın.
-Alerjenlerı azaltmak için yatak çarşaflarınızı, yastık kılıflarınızı sıcak su ve deterjanla yıkayın. Çok iyi durulanmış olmalarına dikkat edin.
-Makyaj yapmaktan kaçının ve makyaj malzemelerinizi kimseyle paylaşmayın.
-Başkasının kontakt lensini asla kullanmayın.

Kontakt Lens Kullanımı

Günümüzde kontakt lens kullananların sayısı hızla artıyor. ‘Renkli göz’ isteğine yanıt verebilmesiyle de cezbeden kontakt lensler, bazı basit kurallara dikkat edilmediğinde ise ciddi tehlikelere davetiye çıkarıyor. Özellikle yazın çok daha dikkatli olunması şart. Zira havuz, deniz, kum, açık hava derken kontakt lensler tehlikeye çok daha açık hale geliyor.

 Kontakt lens almadan önce mutlaka göz hekimine başvurulmalı

Zira ölçüleri, çapı ve türevinden günlük mü 15 günlük mü yoksa aylık lens mi takılacağına, renkli lens ise hangi renk olacağından astigmatlı bir lens mi gerektiğine dek birçok kritere göre reçete yazılmalı. Temel kriterlere dikkat etmeden kişinin göz renginde değişiklik için doğrudan optik mağazasına gidip istediği göz rengine göre kontakt lens alıp takması son derece yanlış. Gözlük numarası ile lens numarası bazen aynı olabilse bile çoğunlukla birbirinden farklı olduğundan “Ben 3 numara gözlük kullanıyorum. 3 numara lens alayım” demek de tehlikeli. Göz hekimi bile beş altı farklı denemeden sonra reçeteyi yazmak durumunda kalabiliyor.

Deniz ve havuza lensle girmeyin

“Ben yüzücü gözlüğü takıyorum gözüme su kaçmaz, bir şey olmaz” diyerek havuza ve denize kontakt lens ile girilmesi son derece sakıncalı. Göze yüzücü gözlüğü takılsa bile göz sağlığını riske atmamak, havuz ve denize kesinlikle lens ile girmemek gerekiyor. “Gözlüğümü ve lensimi çıkarıp denize girince hiçbir şey görmüyorum” diyen hastalar numaralı yüzücü gözlüğü takmalı.

Lensin musluk suyuyla teması körlüğe neden olabilir

Yaz demek sık sık duş almak demek. Kontakt lens gözdeyken duş almak çok tehlikeli. Zira musluk suyu ile lensin en ufak bir teması, gözde çok ağır, çok ciddi boyutu olan ve körlüğe kadar gidebilen sorunlara yol açabiliyor. Suyun içerisinde yaşayan bazı parazitler gözün içine girdiği zaman lensin üzerinde üreyip göze geçebiliyor ve gözden temizlenmesi son derece zor olduğundan tedavi imkanı çok kısıtlı.

Ellerin temizliğinden emin olunmalı

Altın kurallardan biri, lensi hem takarken hem de çıkarırken ellerimizin temizliğinden emin olmak. Gün içerisinde ellerimiz pek çok şeyle temas halinde olduğundan tam anlamıyla bakteri yuvasına dönüşebiliyor. Ellerimizi sık sık sabunla yıkayarak iyice temizlemek, genel sağlık açısından da çok önemli. Lens kullananların da lenslerini gözüne yerleştirirken ve çıkarırken mutlaka ellerinin temizliğinden emin olmaları, o nedenle hemen öncesinde ellerini sabunla yıkayarak iyice kurulamaları gerekiyor.

Uyumadan öııce lensinizi mutlaka çıkarın

Yazın dışarıda geçirilen zaman artıyor, sosyal ortamlar, eğlence mekanları derken geceleri geç uyunabiliyor. Yorgunluktan değil makyajı temizleyip yatmak, lensi çıkaracak hal bile kalmayabiliyor. Çoğu zaman da lensin gözde olduğu unutuluyor. Oysa gece gözde lens varken uyumak ciddi tehlikelere zemin hazırlıyor. Gece lensle uyunursa ertesi gün mutlaka lense ara vermek gerekir. ‘Nasılsa gece lensle uyudum ertesi gün devam edeyim’ dememek gerekir. Her ne kadar geceleri de gözde kalmaya uygun olduğu söylenen kontakt lensler varsa da geceleri lensin gözde kalması lens komplikasyonlarını orta ve uzun vadede çok artırıyor.

Önce lensi takın sonra makyaj yapın

Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de, makyaj. Makyaj ve lens ilişkisinde sıralama çok önemli. Önce lensi takıp sonra makyaj yapılmalı. Çıkarırken de önce lensi gözden çıkarıp sonra makyajı silmek gerekiyor. Lens gözdeyken kesinlikle makyaj silinmemeli. Aksi halde alerji ve ağır enfeksiyonlara davetiye çıkarabiliyor.

Solüsyon seçimine dikkat!

Lenslerin temizliğinde kullanılan solüsyon, en az lens kullanımında dikkat edilmesi gereken kurallar kadar önem taşıyor. Solüsyon deyip geçmemek gerekiyor. Lens kullananların mutlaka iyi bir teknoloji ile üretilmiş ve enfeksiyon koruyuculuğu yüksek bir lens solüsyonu kullanması gerekiyor. Hastalar bütün solüsyonları birbirine benzer diye değerlendirerek önemli bir yanılgıya düşebiliyor. Oysa gece boyunca lensler solüsyonun içinde kalıyor ve enfeksiyondan korunmada solüsyonun kalitesi önem taşıyor.

Kullanım süresini geçirmeyin

Göz hekiminden lensin ne sıklıkla değiştirilmesi gerektiği konusunda mutlaka bilgi alınmalı ve süreye uygun hareket edilmeli. Zira lensler kimi hastalar için günlük, kimileri için 15 günlük ya da bir aylık şeklinde veriliyor. 15 gün denilen bir lensi 16’ncı gün. bir aylık denilen lensi 3 l’nci gün takmamak gerekiyor.

Başkasının lensini kesinlikle kullanmayın

Lensin kişisel bir ürün olduğu bilinmeli ve kişi en yakını ile bile lensini ortak kullanmamalı. Başkasının lensi de bir günlüğüne de olsa takılmamalı. Arkadaşlar arasında mavi-yeşil renkli lensler birer günlüğüne değiştirilerek takılabiliyor oysa bu yanlış davranış neticesinde görme kaybına bile varan çok ağır bedel ödenebiliyor..

Katarakt Ameliyatı

Katarakt ve katarakt ameliyatı ile ilgili merak edilen sorular ve yanıtları aşağıdaki bulunmaktadır.

KATARAKT NEDİR?

Göz merceğimiz bir nohut büyüklüğündedir. Uzak ve yakındaki görüntüleri yakınlaştırır. Yaş ilerledikçe mercek saydamlığını yavaş yavaş kaybeder ve gözün içine ışık giremez. Bunu buzlu bir camın arkasından bakmak gibi düşünebilirsiniz; katarakt olduğunda görüş bu şekilde olur.
İLERİ YAŞ HASTALIĞI MI?
Genellikle ileri yaşlarda görülür, ilerleyen yaşla birlikte tüm vücudumuzda olduğu gibi göz merceğinde de yaşlanma meydana gelir. Katarakt bazen doğuştan da var olabilir.
ANİDEN Mİ ORTAYA ÇIKAR?
Genellikle yıllar içinde yavaş yavaş ilerler. Nadiren göze darbe geldiğinde hızlı olarak 1-2 ayda oluşabilir. Yine yüksek dozda kortizon kullanımı kataraktın çok hızlı gelişmesine yol açabilir. Ultraviyole ışınlan kataraktın oluşumunu hızlandırabilir.
TAMAMEN GÖRME KAYBI OLABİLİYOR MU?
Görme kaybı en son safhada olur.
Yavaş yavaş görme azalır, bir süre sonra gözbebeğinin önü kapanırsa görme tamamen ortadan kalkar.

KATARAKT BELİRTİLERİ NELER?

Genellikle görmede puslanma ortaya çıkar. Ancak bazı tip kataraktlarda ışıklarda yansıma, gündüz görme bozukluğu, renk değişiklikleri olur. Renklerde sararma, kahverengiye kayış gibi sorunlar yaşanır. Bu durum genellikle bir gözünü daha önce ameliyat ettiğimiz hastalarda bariz bir biçimde ortaya çıkar, ü Bazen hasta baktığı yerde siyah lekeler, gölgeler görebilir. Geceleri bazı hastaların
şikayetleri daha da artabilir. Özellikle gece araba kullananlar ışıklann etrafında renkli halkalar oluştuğundan yakınır.
BAŞ AĞRISINA YOL AÇAR MI?
Evet, katarakt bazen göz yorgunluğu ve baş ağnsı gibi şikayetlere yol açabilir. Hastalar genellikle gözlük numaralannın yeterli gelmediğini düşünerek doktora başvurur.
ERKEN YAŞLARDA DA GÖRÜLUY0R MU?
Kataraktı erken gelişen bir ailenin çocuklannda bu risk var. Erken yaşlarda katarakt görmeye başladık. 40’lı hatta 30’lu yaşlarda gelen hasta sayısında ciddi artış var.
KATARAKT YAŞI NEDEN ERKENE ÇEKİLDİ?
Bunda çevre kirliliği, doğanın dengesinin bozulması, ultraviyole ışınlarının artması, çeşitli gıdalardaki sentetik maddeler, ilaçlar ve hormonların etkisi olabilir.

KATARAKT AMELİYATI ZOR MU?

Eskiden daha zordu. Fako tekniğiyle hem operasyon süresi kısaldı, hem de hasta ertesi gün normal yaşamına dönebilir hale geldi.
KATARAKT AMELİYATI NASIL YAPILIYOR?
Fako yönteminde bulanıklaşmış lens çıkarılıp yerine yapay lens konularak görüş düzeltiliyor. Halk arasında bu yöntem lazer olarak biliniyor. Konforlu ve ağrısız bir ameliyat.İsterse Hastaya damar yoluyla sakinleştirici uygulanıyor.
KATARAKT AMELİYATI NE KADAR SÜRÜYOR?
Hazırlık süreci dışında işlem 10 dakika sürüyor. Tabii hastanın gözünde ilave sorunlar varsa süre uzayabiliyor, işlemden sonra göze dikiş konulmuyor.

Diyabetik Retinopati

Diyabetik Retinopati Nedir ?

Diyabet diğer adıyla şeker hastalığı vücudun şekeri kullanma ve depolama yeteneğinin bozulduğu bir durumdur. Sık görülen bir hastalıktır ve genellikle ülke nüfusunun % 3 – 5 inde görülür. Diyabet sistemik bir hastalık olduğundan tedavi edilmediğinde böbrek, kalp, damarlar, sinirler ve gözde ciddi hasarlara yol açar. Diyabet gözde katarakt, glokom, kırma kusurları, görme siniri iltihabı, göz kasları felci yanında retinada (ağ tabaka) çeşitli hasarlara sebep olur. Diyabetik retinopati diabete bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir. Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar. 15 yıllık diabeti olan birinde retinopati gelişme riski % 80 oranında bulunmaktadır. Çocuklarda oluşan diyabette retinopati daha küçük yaşlarda başlar.

Diyabetik Retinopati Nasıl Görme Kaybına Neden Olmaktadır ?

Diyabetik retinopatinin nonproliferatif ve proliferatif olmak üzere kronolojik olarak birbirini takip eden iki tipi vardır. Gözün arka kısmındaki retina damarlarında sıvı yada kan sızdırması (eksüdasyon), sıvı toplanması (ödem), küçük yerel genişlemeler (mikroanevrizma), yeni damar oluşumu (neovaskülarizasyon) ve ileri evrede fibrotik zar oluşumları ortaya çıkar. Yeni damar oluşumları yırtılabilir ve göz içine kanama yapabilir. Daha sonra yırtılan kan damarlarından oluşan nedbe dokusu retinayı gerip çekebilir ve kaldırabilir (retina dekolmanı). Diyabet hastalığı nedeniyle bozulan kan damarı duvarlarından kanın sıvı kısmı merkezi görmenin gerçekleştiği makulaya (sarı nokta) sızabilir. Sızan sıvı makulada şişme ve görmede bulanıklaşmaya neden olur. Bu durum makula ödemi olarak adlandırılmaktadır. Makula ödeminin ortaya çıkma riski her ne kadar hastalık ilerledikçe artsa da hastalığın herhangi bir evresinde görülebilmektedir. Tedavi edilmeyen diabet hastaları normal bir insana göre 25 kat daha fazla körlük riski taşır.

Kimler Diyabetik Retinopati Riski İle Karsı Karşıyadır ?

Gerek tip 1 gerekse tip 2 diabeti olan tüm hastalar için bu risk bulunmaktadır. En önemli faktör hastalığın süresidir. Süre ne kadar uzunsa diyabete bağlı göz hastalığı riski o kadar yüksektir. Diyabetik hastaların yaklaşık % 40 – 50 sinde herhangi bir evrede diyabetik retinopati görülmektedir. Kan şekeri seviyesinin , kan yağlarının yüksek olması, hipertansiyon ve böbrek hastalığının bulunması diyabete bağlı göz bozukluğunu daha da artırır. Görmenin korunabilmesi için tüm diyabetik gebelerin de göz dibi muayenesi yapılmasında fayda vardır.
Diabetik Retinopatinin Herhangi Bir Semptomu (Hasta Şikayeti) Var mıdır?
Diabetik retinopatide lezyonun bulunduğu yere ve hasarın şiddetine bağlı olarak belirtiler ortaya çıkar. Hatta bazen çok ilerlemiş diabetik retinopati yıllarca belirti vermeyebilir. Ancak makula tutulumu varsa bulanık görme başlar. Yeni damar oluşumlarından ani kanamalarla da görme bulanıklığı oluşabilir.

Testleri ve Tanısı

Diyabetik retinopatiyi saptamak için detaylı göz dibi muayenesi yapılır. Hastalığın durumunu değerlendirmek, tedavi kararını vermek ve sonraki dönemlerde takibini yapmak için retina damarlarının anjiografisi çekilir. Fundus Floresein Anjiografisi (FFA) adı verilen bu yöntemle hastaya damar yolundan floresein adlı ilaç verilir. Bu ilaç kısa sürede retinadaki damarlara ulaşır. Damarlarda sızıntı olup olmadığı ve retinadaki beslenme problemleri fotoğraf çekilerek saptanır. Optik Cohorens Tomografi (OCT) denilen cihaz ile görme merkezinden tomografik kesitler alınarak, makulanın değerlendirilmesi yapılır. Objektif olarak makulanın kalınlığı ölçülür ve makula ödeminin miktarı saptanır. Hastanemizde son teknoloji ürünü Heidelberg FFA ve OCT cihazı ile çözünürlüğü yüksek, daha net görüntüler elde edilerek hasta tedavisi planlanmaktadır. Hastanın göz bebeği büyütülmeden de OCT ile çekim yapılabilmektedir.

Diyabetik Retinopati Nasıl Tedavi Edilir ?

Korunma diyabetik retinopatide en iyi tedavidir. Kan şekerinin kontrol altında olması riski azaltır. Her diyabetik hastanın en az yılda bir kez göz muayenesi yapılmalıdır. Korunmaya rağmen görmeyi tehdit eden ve azaltan diyabetik retinopati tablosu oluşmuşsa tedavisi yapılmalıdır. Bunun için farklı tedavi seçenekleri vardır.

Göz Kuruluğu

Halk arasında sıkça bilinen göz kuruluğu hastalığı gözümüzde göz yaşı salgısının yetersiz olması veya kalitesiz olması olarak tanımlanır; “Gözyaşı gözümüzün ön yüzeyini ıslatıp nemlendirerek korur ve daha net bir görüntü sağlamak için mutlak suretle yeterli ve kaliteli olmalıdır”.
Çeşitli nedenler ile gözyaşı salgısı azalabilir.Bu sebeple gözde batma hissi, refleks olarak aşırı sulanma, ağrı, yanma ve görmede bulanıklık oluşturmaktadır. Gözyaşı üretimi iki şekilde olmaktadır. Birinci sistem sürekli olan gözyaşı salgı sistemidir. Burada gün içinde sürekli bir gözyaşı salgısı olmaktadır. Oluşan gözyaşı gözümüz ön kısmında bir gözyaşı filmi oluşturmaktadır. Bu tabaka 3 komponentten meydana gelir. Gözümüz ile göz kapaklarımız arasında kayganlaştırıcı bir tabaka görevi görürken göz ön kısmını nemlendirir ve korur. Diğer üretim şekli ağladığımızda, gözümüze bir şey battığında refleks olarak oluşan yoğun gözyaşıdır.

Göz  Kuruluğu Nedenleri

Diyabet hastalığı yani şeker hastalığı bir diğer kuru göz hastalığı sebebidir. Menapoz gibi hormonal değişimler bu hastalığa neden olmaktadır. Uzun süreli kontakt lens kullanıcılarında, uyku düzeni bozuk olan kişilerde, uzun süreli bilgisayar ve telefon ekranı kullanan kişilerde, klimalı ortamlarda, sigaralı ortamlarda yoğun kalan kişilerde daha erken yaşlarda bile göz kuruluğu oluşabilmektedir. Ayrıca romatizmal hastalıklar varlığında oluşan kuru göz hastalığı çok daha ağır seyretmekte ve ekstra tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır.
Göz kuruluğu varlığını anlamak için yapılan birkaç test vardır ve bunlar  muayenehane şartlarında yapılabilen kolay testlerdir. Göz kuruluğu tanısı alan hastaların öncelikle suni gözyaşı damlaları kullanmaktadır. Hastalığın ağırlığına bağlı olarak ilaçlar daha güçlü olabilmektedir. Bazı durumlarda hastanın kendi kanından elde edilen serumlar ile hazırlanan bir damla tedavisi uygulaması olabilmektedir. Çok ileri vakalarda girişimsel müdehaleler uygulanmaktadır.

Göz Seğirmesi

Göz seğirmesi toplumda yaygın olarak bilinenin aksine manevi olaylara işaret edebilecek bir durum değil, önemli sağlık problemlerinin habercisi olabilecek bir tablodur.
“Sağ gözüm sağlığa, sol gözüm varlığa” şeklinde yorumlanan ve önemsenmeyen bazı göz seğirmesi vakaları, görmeyi engelleme noktasına kadar gelebilir.

GÖZ SEĞİRMESİ BİRKAÇ GÜN SÜREBİLİR

Göz seğirmesi, göz kapaklarında gelişen ani ve kısa süreli spazmlar nedeniyle ortaya çıkar. Kısa süreli bu spazm genellikle görmeyi etkilemez. Sıklıkla birkaç dakika sürer ve geçer. Dışarıdan bakıldığında görülmez ve görünüşü etkilemez. Nadiren birkaç saat ya da birkaç gün sürebilir. Hafif seyreden göz seğirmesinden hızlı bir şekilde kurtulmak için şunlara dikkat edilmelidir:
Yeterli sürede ve kaliteli uykuya önem verin.
Kardiyo yapın.
Gevşeme ve germe egzersizleri yapın.
Kahve ve çay tüketimini azaltın.

KAFEİN GÖZ SEĞİRMESİNİN SÜRESİNİ UZATIYOR

Yoğun çay ve kahve tüketimi göz seğirmelerini tetikleyebilir. Keyif için içilen kahvenin dozu günde 3-4 fincanı geçmemelidir. Yorgun ve stresli zamanlarda ister istemez daha sık ve yoğun miktarda çay kahve içilmektedir. Bu da göz seğirmelerinin sıklığını ve süresini artırabilir. Farkında olmadan kahve dışındaki yiyecek ve içeceklerden, bazen de bazı ilaçlardan yoğun miktarda kafein alımı gerçekleşebilir. Kış döneminde yaygın görülen soğuk algınlığının tedavisinde kullanılan birçok ağrı kesici ve ateş düşürücünün de kombine olarak kafein içerdiği unutulmamalıdır.
HIRSLI VE STRESLİ KİŞİLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
Göz seğirmesini sıklıkla aktif hayatın içerisinde, hırslı mücadeleci ve stresli genç erişkinlerde görülmektedir. Ruhsal ve bedensel aşırı yorgunluk en önemli göz seğirmesi nedenleri arasında yer alır. Son birkaç hafta içerisinde yaşadığınız üzüntüler, kafanızı taktığınız ve uykunuzu kaçıran duygusal sıkıntılar da gözlerde seğirmeye neden olabilir.

“DIŞARIDAN GÖRÜNÜYOR MU?” ENDİŞESİ DE ATAKLARI TETİKLİYOR

Bazen göz seğirmesi günler hatta haftalarca sürebilir. Bu durum gerçekten can sıkıcıdır. Sosyal hayatınızı etkilemeye başlar ve bulunduğunuz ortamda “Acaba dışarıdan görünüyor mu?” endişesi yaşanır. İşte bu endişede de strese katkıda bulunur. Seğirme birkaç haftadan uzun sürüyor ve alman basit önlemlere rağmen rahatlamıyorsa bir göz doktoruna muayene olmanızda fayda vardır.
SEĞİRME GÖRMEYİ AZALTACAK SEVİYEYE GELEBİLİR

Uzun süren göz seğirmesi can sıkıcı olabilir ve uzun dönemde yüzdeki diğer kasların da birlikte kasılmasıyla seyredebilir. Blefarospazm adı verilen bu hastalıkta seğirmeler, bir veya iki gözü birden kapatacak ve görmeyi azaltacak seviyeye kadar ulaşabilir. Daha çok 40 yaş üzerindeki kadınlarda ortaya çıkan bu durum ilerleyici olabilir ve tedavi gerektirir. Göz kapaklarındaki bu kas spazmı bazı nörolojik hastalıkların belirtisi olabilir.

BOTOKS İLE TEDAVİ EDİLEBİLİR

Göz seğirmesi sıklıkla botoks enjeksiyonlarıyla düzeltilir. Kozmetik olarak yüz ve göz çevresindeki kırışıklıkları tedavi etmek amacıyla kullanılan botoks aslında uzun yıllardır göz doktorları tarafından blefarospazm yani anormal göz seğirmesi tedavisinde göz çevresindeki kaslara hatta bazı şaşılık tiplerinde gözü hareket ettiren göz kaslarına güvenli bir şekilde uygulanmaktadır.
Göz çevresindeki kaslara uygulanan botoks enjeksiyonları anestetik bir krem sürüldükten yaklaşık 10-15 dakika sonra yapılır. Etki genellikle birkaç gün içerisinde kendisini gösterir ve birkaç ay sürer. Spazmın şiddetine ve hastalığın seyrine göre bu enjeksiyonları birkaç kez tekrar etmek gerekebilir.

Ani Görme Kaybı

Ani Görme Kaybını Ciddiye Alın

Görme kaybı, insanın yaşam kalitesini düşüren önemli bir rahatsızlıktır. Bu durumun aniden gelişmesi ise kişide şok ve kaos duygularına neden olur. Kalıcı görme kayıplarıyla karşılaşmamak için ani gelişen görme kayıpları karşısında, kısa süreli de yaşansa mutlaka doktora başvurulması gerekiyor.
Görme kaybı, insanın yaşam kalitesini düşüren önemli bir rahatsızlıktır. Bu durumun aniden gelişmesi ise kişide şok ve kaos duygularına neden olur. Kalıcı görme kayıplarıyla karşılaşmamak için ani gelişen görme kayıpları karşısında, kısa süreli de yaşansa mutlaka doktora başvurulması gerekiyor. Özellikle görme kaybı açısından riskli kabul edilen hızlı kilo verenlerin ve stres altında çalışanların bu duruma dikkat etmesi gerekiyor.
Dünya üzerinde görme kaybı yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80’inin önlenebilir ya da tedavi edilebilir olduğu belirtiliyor. Bu tablo, gözde ortaya çıkan her türlü durumda vakit kaybetmeden hekime başvurmanın da gerekliliğini ortaya koyuyor. Ani görme kaybında olduğu gibi…Her ne kadar görme yeteneğinde yaşanacak kayıp herkeste endişe yaratsa da bazen bu sorun fark edilemeyecek ya da ciddiye alınamayacak kadar kısa süreli olabiliyor. Dolayısıyla zaman kaybedilebiliyor. Ani görme kaybı mutlak müdahale edilmesi gereken bir sorun olmakla birlikte, kalp veya beyin gibi hayati organlarımızdaki problemleri de haber vermesi açısından da önem taşıyor.
Ani görme kaybında kriter süre değil
Ani görme kaybı, görmenin 5-10 saniye kadar kısa süreli veya kalıcı şekilde kaybedilmesi olarak tanımlanıyor.
Kayıp, bütün görüş alanını kapsayarak tamamen ortam ışığı söndürülmüş gibi kapkaranlık olabileceği gibi siliklik veya soluk görme biçiminde de yaşanabiliyor. Ancak bu noktada sorunun şiddeti ya da süresine bakmayıp zaman kaybetmeden kişinin hekim tarafından muayene edilmesine dikkat etmek gerekiyor.

Ani görme kaybı genellikle tek gözde oluşuyor

Ani görme kayıpları, gözü besleyen damar sistemi, görüntüyü beyne götüren görme siniri veya göz içindeki merceğin beslenme sorunları gibi farklı etkenlerden kaynaklanabiliyor. Genellikle tek gözde meydana gelmesine karşın, dev hücreli arterit gibi bazı damar iltihaplarında veya sahte alkol kullanımında toksik sebeplere bağlı kısa aralıklı olarak her iki gözde de kayıplar yaşanabiliyor. İki gözümüz açıkken baktığımızda bir gözde meydana gelen kaybı anlamak güç oluyor. Bu nedenle görme düzeyi bir göz kapatılarak kontrol edilmeli. İki göz arasındaki görüntüde bir fark varsa, ortada sorun olduğu anlamına geliyor.

Görme kaybı ve hızlı kilo verme ilişkisi

Ani görme kayıpları sıklıkla ileri yaşta görülmekle birlikte gençlerde de görme düzeyinde ani azalmalar yaşanabiliyor. Özellikle hızlı kilo kayıpları sonrasında ya da vücut şekillendirme için kullanılan takviye ürünlerine bağlı olarak bu sorunla karşılaşılabiliyor. Bu durumun, sebebi tam olarak bilinmemekle beraber, metabolizmadaki değişikliğe bağlı görme sinirinin beslenmesindeki bozulma sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor. Dolayısıyla mutlaka bir diyetisyen kontrolünde ve vücuttaki vitamin ve minerallerin takibi yapılarak kilo verilmesi gerekiyor.

Görme kaybının bir nedeni de stres

Bununla birlikte yine günümüzde yoğun stres altındaki mesleklerde çalışanlarda da haftalar ya da aylar sürebilen görme azalmaları yaşanabiliyor. Gözün damar tabakasındaki bölgesel bozulmalara bağlı olarak ortaya çıkan bu durumda ise uygun ilaç ve lazer tedavileriyle görmenin tekrar kazanılması mümkün olabiliyor. Ayrıca, strese yol açan sebeplerin ortadan kaldırılması hastalığın tekrarlamasının önüne geçilebiliyor.
Bazen kısa süreli kayba yol açan göz damarlarındaki spazm veya kısa süreli tıkanmalar, kalp veya hayati ana damar sistemindeki bozuklukların erken teşhis edilmesiyle tedavi edilebiliyor. Bu sayede görme kayıplarının da kalıcı hale gelmesi önlenebiliyor.
Görme kaybının kaynağı beyin de olabilir
Göz küreleri aslında beynin bir uzantısı. Bu nedenle bazen bulanık görme veya renk algısındaki bozulma gibi belirtiler görme sinirinin etkilendiğini de gösterebiliyor. Dolayısıyla MS (multipl Skleroz) gibi bazı beyin hastalıklarının görmede oluşabilecek bu değişiklerle erken dönemde saptanması mümkün olabiliyor. Bu durumda, birkaç hafta içinde görme yavaş yavaş kendiliğinden düzelebiliyor. Ancak ataklar halinde tekrarlayan kayıplara bağlı görmede kalıcı azalma gelişebilirken, MS tedavisi altında görme kaybı ataklarının engellenmesi mümkün olabiliyor.

Görme kaybı erken dönemde geri döndürülebiliyor

Işık çakması veya gözde uçuşmalarla ortaya çıkan, üst veya alt bölgedeki perdeli görme, göz tabakalarında bir yırtılma veya ayrılmanın habercisi olabiliyor. Böyle durumlarda da erken dönemde lazer tedavisi veya geç dönemde yapılacak cerrahi girişimlerle kalıcı görme kayıplarını önlemek mümkün olabiliyor. Yine göz içi kanamalan yaşayan diyabetlilerde de ortaya çıkabilecek ani görme kayıplarında da lazer ve cerrahi tedavilerle görme geriye döndürülebiliyor.
İleri yaşlardaki ani görme kayıplarında ise genellikle sebep damar tıkanıklıkları oluyor. Bu kişilerde gözün ana atardamar sistemindeki tıkanmalarda erken dönemde hızlı tedavi fayda getiriyor. Toplar damar tıkanmalarına bağlı azalmada ise, göz içine enjeksiyonlarla hem görme azalmasını yavaşlatmak, hem de gözün ilerde ağrılı, hiç görmeyen bir göz olmasının önüne geçmek mümkün olabiliyor.