Akıllı Lensler

Akıllı Lensler Yorumları
Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte sosyal hayattan sağlığa birçok şeyin araştırmasında internetten yardım alınıyor. Alışveriş yapılacaksa fiyat karşılaştırması, bir yeri gezmeden önce o yer hakkında yorumların okunması gibi örnekler çoğalmaktadır. Sağlık sektöründe ise tedavi deneyimi yaşayan hastaların yorumları ve doktorların yorumları büyük titizlikle araştırılmaktadır.

Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren tedavi Akıllı Lens içinde yorum ve şikayet araştırması yapılmaktadır. Akıllı Lenslerle ilgili çok merak edilerek araştırılan konu ise takıldıktan sonra göze uyum sağlamazsa ne olur? Ya da göze uyum sağlamadığı durumlar oluyor mu? Çünkü Akıllı Lensler göz içindeki işlevini kaybetmiş göz içi lensin yerine takılıyor ve daha sonra değiştirilmesi pek tavsiye edilmiyor. Akıllı Lens tedavisinden önce hastalar detaylı muayene edilmekte ve  ölçümler sonucunda Akıllı Lens için uygun bulunan hastalara tedavi yapılmaktadır. Bu sebeple göze uyum sağlamadığı durumlarla çok karşılaşılmamaktadır. Ayrıca tedavinin körlük gibi bir yan etkisi bulunmuyor.

Akıllı Lens Tedavisi nasıl uygulanır?

Akıllı Lens Tedavisi kimlere uygulanır gibi soruların yanıtlarını ise videoda bulabilirsiniz:

Son zamanlarda Google ve Youtube’dan sonra gelen diğer araştırma kanalı ise Ekşi Sözlük. Hastalar Ekşi sözlükte Akıllı Lens tedavisi başlıklarını okuyarak da tedavi hakkında ön bilgi sahibi olabiliyor.

Akıllı Lens Ekşi : https://eksisozluk.com/akilli-lens–4129736

Bütün bu araştırmalar fikir sahibi olmanızı sağlayabilir ancak önceliğiniz güvendiğiniz bir göz doktoruna danışmak olmalıdır. Sağlığınızla ilgili her konuda önceliğiniz muayene edilmek olmalıdır çünkü tedavi yöntemleri ve tedavi süreci her hasta için farklı sonuçlar gösterebilmektedir.

Katarakt Ameliyatı

Katarakt ve katarakt ameliyatı ile ilgili merak edilen sorular ve yanıtları aşağıdaki bulunmaktadır.

KATARAKT NEDİR?

Göz merceğimiz bir nohut büyüklüğündedir. Uzak ve yakındaki görüntüleri yakınlaştırır. Yaş ilerledikçe mercek saydamlığını yavaş yavaş kaybeder ve gözün içine ışık giremez. Bunu buzlu bir camın arkasından bakmak gibi düşünebilirsiniz; katarakt olduğunda görüş bu şekilde olur.
İLERİ YAŞ HASTALIĞI MI?
Genellikle ileri yaşlarda görülür, ilerleyen yaşla birlikte tüm vücudumuzda olduğu gibi göz merceğinde de yaşlanma meydana gelir. Katarakt bazen doğuştan da var olabilir.
ANİDEN Mİ ORTAYA ÇIKAR?
Genellikle yıllar içinde yavaş yavaş ilerler. Nadiren göze darbe geldiğinde hızlı olarak 1-2 ayda oluşabilir. Yine yüksek dozda kortizon kullanımı kataraktın çok hızlı gelişmesine yol açabilir. Ultraviyole ışınlan kataraktın oluşumunu hızlandırabilir.
TAMAMEN GÖRME KAYBI OLABİLİYOR MU?
Görme kaybı en son safhada olur.
Yavaş yavaş görme azalır, bir süre sonra gözbebeğinin önü kapanırsa görme tamamen ortadan kalkar.

KATARAKT BELİRTİLERİ NELER?

Genellikle görmede puslanma ortaya çıkar. Ancak bazı tip kataraktlarda ışıklarda yansıma, gündüz görme bozukluğu, renk değişiklikleri olur. Renklerde sararma, kahverengiye kayış gibi sorunlar yaşanır. Bu durum genellikle bir gözünü daha önce ameliyat ettiğimiz hastalarda bariz bir biçimde ortaya çıkar, ü Bazen hasta baktığı yerde siyah lekeler, gölgeler görebilir. Geceleri bazı hastaların
şikayetleri daha da artabilir. Özellikle gece araba kullananlar ışıklann etrafında renkli halkalar oluştuğundan yakınır.
BAŞ AĞRISINA YOL AÇAR MI?
Evet, katarakt bazen göz yorgunluğu ve baş ağnsı gibi şikayetlere yol açabilir. Hastalar genellikle gözlük numaralannın yeterli gelmediğini düşünerek doktora başvurur.
ERKEN YAŞLARDA DA GÖRÜLUY0R MU?
Kataraktı erken gelişen bir ailenin çocuklannda bu risk var. Erken yaşlarda katarakt görmeye başladık. 40’lı hatta 30’lu yaşlarda gelen hasta sayısında ciddi artış var.
KATARAKT YAŞI NEDEN ERKENE ÇEKİLDİ?
Bunda çevre kirliliği, doğanın dengesinin bozulması, ultraviyole ışınlarının artması, çeşitli gıdalardaki sentetik maddeler, ilaçlar ve hormonların etkisi olabilir.

KATARAKT AMELİYATI ZOR MU?

Eskiden daha zordu. Fako tekniğiyle hem operasyon süresi kısaldı, hem de hasta ertesi gün normal yaşamına dönebilir hale geldi.
KATARAKT AMELİYATI NASIL YAPILIYOR?
Fako yönteminde bulanıklaşmış lens çıkarılıp yerine yapay lens konularak görüş düzeltiliyor. Halk arasında bu yöntem lazer olarak biliniyor. Konforlu ve ağrısız bir ameliyat.İsterse Hastaya damar yoluyla sakinleştirici uygulanıyor.
KATARAKT AMELİYATI NE KADAR SÜRÜYOR?
Hazırlık süreci dışında işlem 10 dakika sürüyor. Tabii hastanın gözünde ilave sorunlar varsa süre uzayabiliyor, işlemden sonra göze dikiş konulmuyor.

Diyabetik Retinopati

Diyabetik Retinopati Nedir ?

Diyabet diğer adıyla şeker hastalığı vücudun şekeri kullanma ve depolama yeteneğinin bozulduğu bir durumdur. Sık görülen bir hastalıktır ve genellikle ülke nüfusunun % 3 – 5 inde görülür. Diyabet sistemik bir hastalık olduğundan tedavi edilmediğinde böbrek, kalp, damarlar, sinirler ve gözde ciddi hasarlara yol açar. Diyabet gözde katarakt, glokom, kırma kusurları, görme siniri iltihabı, göz kasları felci yanında retinada (ağ tabaka) çeşitli hasarlara sebep olur. Diyabetik retinopati diabete bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir. Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar. 15 yıllık diabeti olan birinde retinopati gelişme riski % 80 oranında bulunmaktadır. Çocuklarda oluşan diyabette retinopati daha küçük yaşlarda başlar.

Diyabetik Retinopati Nasıl Görme Kaybına Neden Olmaktadır ?

Diyabetik retinopatinin nonproliferatif ve proliferatif olmak üzere kronolojik olarak birbirini takip eden iki tipi vardır. Gözün arka kısmındaki retina damarlarında sıvı yada kan sızdırması (eksüdasyon), sıvı toplanması (ödem), küçük yerel genişlemeler (mikroanevrizma), yeni damar oluşumu (neovaskülarizasyon) ve ileri evrede fibrotik zar oluşumları ortaya çıkar. Yeni damar oluşumları yırtılabilir ve göz içine kanama yapabilir. Daha sonra yırtılan kan damarlarından oluşan nedbe dokusu retinayı gerip çekebilir ve kaldırabilir (retina dekolmanı). Diyabet hastalığı nedeniyle bozulan kan damarı duvarlarından kanın sıvı kısmı merkezi görmenin gerçekleştiği makulaya (sarı nokta) sızabilir. Sızan sıvı makulada şişme ve görmede bulanıklaşmaya neden olur. Bu durum makula ödemi olarak adlandırılmaktadır. Makula ödeminin ortaya çıkma riski her ne kadar hastalık ilerledikçe artsa da hastalığın herhangi bir evresinde görülebilmektedir. Tedavi edilmeyen diabet hastaları normal bir insana göre 25 kat daha fazla körlük riski taşır.

Kimler Diyabetik Retinopati Riski İle Karsı Karşıyadır ?

Gerek tip 1 gerekse tip 2 diabeti olan tüm hastalar için bu risk bulunmaktadır. En önemli faktör hastalığın süresidir. Süre ne kadar uzunsa diyabete bağlı göz hastalığı riski o kadar yüksektir. Diyabetik hastaların yaklaşık % 40 – 50 sinde herhangi bir evrede diyabetik retinopati görülmektedir. Kan şekeri seviyesinin , kan yağlarının yüksek olması, hipertansiyon ve böbrek hastalığının bulunması diyabete bağlı göz bozukluğunu daha da artırır. Görmenin korunabilmesi için tüm diyabetik gebelerin de göz dibi muayenesi yapılmasında fayda vardır.
Diabetik Retinopatinin Herhangi Bir Semptomu (Hasta Şikayeti) Var mıdır?
Diabetik retinopatide lezyonun bulunduğu yere ve hasarın şiddetine bağlı olarak belirtiler ortaya çıkar. Hatta bazen çok ilerlemiş diabetik retinopati yıllarca belirti vermeyebilir. Ancak makula tutulumu varsa bulanık görme başlar. Yeni damar oluşumlarından ani kanamalarla da görme bulanıklığı oluşabilir.

Testleri ve Tanısı

Diyabetik retinopatiyi saptamak için detaylı göz dibi muayenesi yapılır. Hastalığın durumunu değerlendirmek, tedavi kararını vermek ve sonraki dönemlerde takibini yapmak için retina damarlarının anjiografisi çekilir. Fundus Floresein Anjiografisi (FFA) adı verilen bu yöntemle hastaya damar yolundan floresein adlı ilaç verilir. Bu ilaç kısa sürede retinadaki damarlara ulaşır. Damarlarda sızıntı olup olmadığı ve retinadaki beslenme problemleri fotoğraf çekilerek saptanır. Optik Cohorens Tomografi (OCT) denilen cihaz ile görme merkezinden tomografik kesitler alınarak, makulanın değerlendirilmesi yapılır. Objektif olarak makulanın kalınlığı ölçülür ve makula ödeminin miktarı saptanır. Hastanemizde son teknoloji ürünü Heidelberg FFA ve OCT cihazı ile çözünürlüğü yüksek, daha net görüntüler elde edilerek hasta tedavisi planlanmaktadır. Hastanın göz bebeği büyütülmeden de OCT ile çekim yapılabilmektedir.

Diyabetik Retinopati Nasıl Tedavi Edilir ?

Korunma diyabetik retinopatide en iyi tedavidir. Kan şekerinin kontrol altında olması riski azaltır. Her diyabetik hastanın en az yılda bir kez göz muayenesi yapılmalıdır. Korunmaya rağmen görmeyi tehdit eden ve azaltan diyabetik retinopati tablosu oluşmuşsa tedavisi yapılmalıdır. Bunun için farklı tedavi seçenekleri vardır.

Göz Kuruluğu

Halk arasında sıkça bilinen göz kuruluğu hastalığı gözümüzde göz yaşı salgısının yetersiz olması veya kalitesiz olması olarak tanımlanır; “Gözyaşı gözümüzün ön yüzeyini ıslatıp nemlendirerek korur ve daha net bir görüntü sağlamak için mutlak suretle yeterli ve kaliteli olmalıdır”.
Çeşitli nedenler ile gözyaşı salgısı azalabilir.Bu sebeple gözde batma hissi, refleks olarak aşırı sulanma, ağrı, yanma ve görmede bulanıklık oluşturmaktadır. Gözyaşı üretimi iki şekilde olmaktadır. Birinci sistem sürekli olan gözyaşı salgı sistemidir. Burada gün içinde sürekli bir gözyaşı salgısı olmaktadır. Oluşan gözyaşı gözümüz ön kısmında bir gözyaşı filmi oluşturmaktadır. Bu tabaka 3 komponentten meydana gelir. Gözümüz ile göz kapaklarımız arasında kayganlaştırıcı bir tabaka görevi görürken göz ön kısmını nemlendirir ve korur. Diğer üretim şekli ağladığımızda, gözümüze bir şey battığında refleks olarak oluşan yoğun gözyaşıdır.

Göz  Kuruluğu Nedenleri

Diyabet hastalığı yani şeker hastalığı bir diğer kuru göz hastalığı sebebidir. Menapoz gibi hormonal değişimler bu hastalığa neden olmaktadır. Uzun süreli kontakt lens kullanıcılarında, uyku düzeni bozuk olan kişilerde, uzun süreli bilgisayar ve telefon ekranı kullanan kişilerde, klimalı ortamlarda, sigaralı ortamlarda yoğun kalan kişilerde daha erken yaşlarda bile göz kuruluğu oluşabilmektedir. Ayrıca romatizmal hastalıklar varlığında oluşan kuru göz hastalığı çok daha ağır seyretmekte ve ekstra tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır.
Göz kuruluğu varlığını anlamak için yapılan birkaç test vardır ve bunlar  muayenehane şartlarında yapılabilen kolay testlerdir. Göz kuruluğu tanısı alan hastaların öncelikle suni gözyaşı damlaları kullanmaktadır. Hastalığın ağırlığına bağlı olarak ilaçlar daha güçlü olabilmektedir. Bazı durumlarda hastanın kendi kanından elde edilen serumlar ile hazırlanan bir damla tedavisi uygulaması olabilmektedir. Çok ileri vakalarda girişimsel müdehaleler uygulanmaktadır.

Göz Seğirmesi

Göz seğirmesi toplumda yaygın olarak bilinenin aksine manevi olaylara işaret edebilecek bir durum değil, önemli sağlık problemlerinin habercisi olabilecek bir tablodur.
“Sağ gözüm sağlığa, sol gözüm varlığa” şeklinde yorumlanan ve önemsenmeyen bazı göz seğirmesi vakaları, görmeyi engelleme noktasına kadar gelebilir.

GÖZ SEĞİRMESİ BİRKAÇ GÜN SÜREBİLİR

Göz seğirmesi, göz kapaklarında gelişen ani ve kısa süreli spazmlar nedeniyle ortaya çıkar. Kısa süreli bu spazm genellikle görmeyi etkilemez. Sıklıkla birkaç dakika sürer ve geçer. Dışarıdan bakıldığında görülmez ve görünüşü etkilemez. Nadiren birkaç saat ya da birkaç gün sürebilir. Hafif seyreden göz seğirmesinden hızlı bir şekilde kurtulmak için şunlara dikkat edilmelidir:
Yeterli sürede ve kaliteli uykuya önem verin.
Kardiyo yapın.
Gevşeme ve germe egzersizleri yapın.
Kahve ve çay tüketimini azaltın.

KAFEİN GÖZ SEĞİRMESİNİN SÜRESİNİ UZATIYOR

Yoğun çay ve kahve tüketimi göz seğirmelerini tetikleyebilir. Keyif için içilen kahvenin dozu günde 3-4 fincanı geçmemelidir. Yorgun ve stresli zamanlarda ister istemez daha sık ve yoğun miktarda çay kahve içilmektedir. Bu da göz seğirmelerinin sıklığını ve süresini artırabilir. Farkında olmadan kahve dışındaki yiyecek ve içeceklerden, bazen de bazı ilaçlardan yoğun miktarda kafein alımı gerçekleşebilir. Kış döneminde yaygın görülen soğuk algınlığının tedavisinde kullanılan birçok ağrı kesici ve ateş düşürücünün de kombine olarak kafein içerdiği unutulmamalıdır.
HIRSLI VE STRESLİ KİŞİLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
Göz seğirmesini sıklıkla aktif hayatın içerisinde, hırslı mücadeleci ve stresli genç erişkinlerde görülmektedir. Ruhsal ve bedensel aşırı yorgunluk en önemli göz seğirmesi nedenleri arasında yer alır. Son birkaç hafta içerisinde yaşadığınız üzüntüler, kafanızı taktığınız ve uykunuzu kaçıran duygusal sıkıntılar da gözlerde seğirmeye neden olabilir.

“DIŞARIDAN GÖRÜNÜYOR MU?” ENDİŞESİ DE ATAKLARI TETİKLİYOR

Bazen göz seğirmesi günler hatta haftalarca sürebilir. Bu durum gerçekten can sıkıcıdır. Sosyal hayatınızı etkilemeye başlar ve bulunduğunuz ortamda “Acaba dışarıdan görünüyor mu?” endişesi yaşanır. İşte bu endişede de strese katkıda bulunur. Seğirme birkaç haftadan uzun sürüyor ve alman basit önlemlere rağmen rahatlamıyorsa bir göz doktoruna muayene olmanızda fayda vardır.
SEĞİRME GÖRMEYİ AZALTACAK SEVİYEYE GELEBİLİR

Uzun süren göz seğirmesi can sıkıcı olabilir ve uzun dönemde yüzdeki diğer kasların da birlikte kasılmasıyla seyredebilir. Blefarospazm adı verilen bu hastalıkta seğirmeler, bir veya iki gözü birden kapatacak ve görmeyi azaltacak seviyeye kadar ulaşabilir. Daha çok 40 yaş üzerindeki kadınlarda ortaya çıkan bu durum ilerleyici olabilir ve tedavi gerektirir. Göz kapaklarındaki bu kas spazmı bazı nörolojik hastalıkların belirtisi olabilir.

BOTOKS İLE TEDAVİ EDİLEBİLİR

Göz seğirmesi sıklıkla botoks enjeksiyonlarıyla düzeltilir. Kozmetik olarak yüz ve göz çevresindeki kırışıklıkları tedavi etmek amacıyla kullanılan botoks aslında uzun yıllardır göz doktorları tarafından blefarospazm yani anormal göz seğirmesi tedavisinde göz çevresindeki kaslara hatta bazı şaşılık tiplerinde gözü hareket ettiren göz kaslarına güvenli bir şekilde uygulanmaktadır.
Göz çevresindeki kaslara uygulanan botoks enjeksiyonları anestetik bir krem sürüldükten yaklaşık 10-15 dakika sonra yapılır. Etki genellikle birkaç gün içerisinde kendisini gösterir ve birkaç ay sürer. Spazmın şiddetine ve hastalığın seyrine göre bu enjeksiyonları birkaç kez tekrar etmek gerekebilir.

Ani Görme Kaybı

Ani Görme Kaybını Ciddiye Alın

Görme kaybı, insanın yaşam kalitesini düşüren önemli bir rahatsızlıktır. Bu durumun aniden gelişmesi ise kişide şok ve kaos duygularına neden olur. Kalıcı görme kayıplarıyla karşılaşmamak için ani gelişen görme kayıpları karşısında, kısa süreli de yaşansa mutlaka doktora başvurulması gerekiyor.
Görme kaybı, insanın yaşam kalitesini düşüren önemli bir rahatsızlıktır. Bu durumun aniden gelişmesi ise kişide şok ve kaos duygularına neden olur. Kalıcı görme kayıplarıyla karşılaşmamak için ani gelişen görme kayıpları karşısında, kısa süreli de yaşansa mutlaka doktora başvurulması gerekiyor. Özellikle görme kaybı açısından riskli kabul edilen hızlı kilo verenlerin ve stres altında çalışanların bu duruma dikkat etmesi gerekiyor.
Dünya üzerinde görme kaybı yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80’inin önlenebilir ya da tedavi edilebilir olduğu belirtiliyor. Bu tablo, gözde ortaya çıkan her türlü durumda vakit kaybetmeden hekime başvurmanın da gerekliliğini ortaya koyuyor. Ani görme kaybında olduğu gibi…Her ne kadar görme yeteneğinde yaşanacak kayıp herkeste endişe yaratsa da bazen bu sorun fark edilemeyecek ya da ciddiye alınamayacak kadar kısa süreli olabiliyor. Dolayısıyla zaman kaybedilebiliyor. Ani görme kaybı mutlak müdahale edilmesi gereken bir sorun olmakla birlikte, kalp veya beyin gibi hayati organlarımızdaki problemleri de haber vermesi açısından da önem taşıyor.
Ani görme kaybında kriter süre değil
Ani görme kaybı, görmenin 5-10 saniye kadar kısa süreli veya kalıcı şekilde kaybedilmesi olarak tanımlanıyor.
Kayıp, bütün görüş alanını kapsayarak tamamen ortam ışığı söndürülmüş gibi kapkaranlık olabileceği gibi siliklik veya soluk görme biçiminde de yaşanabiliyor. Ancak bu noktada sorunun şiddeti ya da süresine bakmayıp zaman kaybetmeden kişinin hekim tarafından muayene edilmesine dikkat etmek gerekiyor.

Ani görme kaybı genellikle tek gözde oluşuyor

Ani görme kayıpları, gözü besleyen damar sistemi, görüntüyü beyne götüren görme siniri veya göz içindeki merceğin beslenme sorunları gibi farklı etkenlerden kaynaklanabiliyor. Genellikle tek gözde meydana gelmesine karşın, dev hücreli arterit gibi bazı damar iltihaplarında veya sahte alkol kullanımında toksik sebeplere bağlı kısa aralıklı olarak her iki gözde de kayıplar yaşanabiliyor. İki gözümüz açıkken baktığımızda bir gözde meydana gelen kaybı anlamak güç oluyor. Bu nedenle görme düzeyi bir göz kapatılarak kontrol edilmeli. İki göz arasındaki görüntüde bir fark varsa, ortada sorun olduğu anlamına geliyor.

Görme kaybı ve hızlı kilo verme ilişkisi

Ani görme kayıpları sıklıkla ileri yaşta görülmekle birlikte gençlerde de görme düzeyinde ani azalmalar yaşanabiliyor. Özellikle hızlı kilo kayıpları sonrasında ya da vücut şekillendirme için kullanılan takviye ürünlerine bağlı olarak bu sorunla karşılaşılabiliyor. Bu durumun, sebebi tam olarak bilinmemekle beraber, metabolizmadaki değişikliğe bağlı görme sinirinin beslenmesindeki bozulma sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor. Dolayısıyla mutlaka bir diyetisyen kontrolünde ve vücuttaki vitamin ve minerallerin takibi yapılarak kilo verilmesi gerekiyor.

Görme kaybının bir nedeni de stres

Bununla birlikte yine günümüzde yoğun stres altındaki mesleklerde çalışanlarda da haftalar ya da aylar sürebilen görme azalmaları yaşanabiliyor. Gözün damar tabakasındaki bölgesel bozulmalara bağlı olarak ortaya çıkan bu durumda ise uygun ilaç ve lazer tedavileriyle görmenin tekrar kazanılması mümkün olabiliyor. Ayrıca, strese yol açan sebeplerin ortadan kaldırılması hastalığın tekrarlamasının önüne geçilebiliyor.
Bazen kısa süreli kayba yol açan göz damarlarındaki spazm veya kısa süreli tıkanmalar, kalp veya hayati ana damar sistemindeki bozuklukların erken teşhis edilmesiyle tedavi edilebiliyor. Bu sayede görme kayıplarının da kalıcı hale gelmesi önlenebiliyor.
Görme kaybının kaynağı beyin de olabilir
Göz küreleri aslında beynin bir uzantısı. Bu nedenle bazen bulanık görme veya renk algısındaki bozulma gibi belirtiler görme sinirinin etkilendiğini de gösterebiliyor. Dolayısıyla MS (multipl Skleroz) gibi bazı beyin hastalıklarının görmede oluşabilecek bu değişiklerle erken dönemde saptanması mümkün olabiliyor. Bu durumda, birkaç hafta içinde görme yavaş yavaş kendiliğinden düzelebiliyor. Ancak ataklar halinde tekrarlayan kayıplara bağlı görmede kalıcı azalma gelişebilirken, MS tedavisi altında görme kaybı ataklarının engellenmesi mümkün olabiliyor.

Görme kaybı erken dönemde geri döndürülebiliyor

Işık çakması veya gözde uçuşmalarla ortaya çıkan, üst veya alt bölgedeki perdeli görme, göz tabakalarında bir yırtılma veya ayrılmanın habercisi olabiliyor. Böyle durumlarda da erken dönemde lazer tedavisi veya geç dönemde yapılacak cerrahi girişimlerle kalıcı görme kayıplarını önlemek mümkün olabiliyor. Yine göz içi kanamalan yaşayan diyabetlilerde de ortaya çıkabilecek ani görme kayıplarında da lazer ve cerrahi tedavilerle görme geriye döndürülebiliyor.
İleri yaşlardaki ani görme kayıplarında ise genellikle sebep damar tıkanıklıkları oluyor. Bu kişilerde gözün ana atardamar sistemindeki tıkanmalarda erken dönemde hızlı tedavi fayda getiriyor. Toplar damar tıkanmalarına bağlı azalmada ise, göz içine enjeksiyonlarla hem görme azalmasını yavaşlatmak, hem de gözün ilerde ağrılı, hiç görmeyen bir göz olmasının önüne geçmek mümkün olabiliyor.

Göz Tansiyonu Nedir

GÖZ TANSİYONU NEDİR?

Halk arasında ‘karasu’ olarak da bilinen göz tansiyonu, erken teşhis edilmez ise görme kaybına neden olur. Doğuştan olabildiği gibi erken çocukluk dönemlerinde de karşılaşılmaktadır. Ancak daha sıklıkla 40 yaş üzerinde görülmektedir. Bu nedenle 40 yaş üzerinde her insanın yılda bir kere göz tansiyonu açısından tarama muayenesi olmasında fayda vardır. Ailesinde göz tansiyonu olan bireylerde risk artmaktadır. Bu hastalar daha sık olarak kontrollerini yaptırmalıdırlar.

ANLIK DEĞİŞEBİLİR

Aynı kol tansiyonunda olduğu gibi saatler içinde farklılıklar gösterebilmektedir. Hatta bazı hastalarda göz tansiyon ölçümleri normal çıksa bile mevcut tansiyon görme sinirine zarar verebilecek durumda olabilmektedir.

SİNSİ BİR HASTALIKTIR

Sinsi bir hastalıktır; özellikle bakılmaz ise kolayca gözden kaçabilmektedir. Geç tanı konulduğunda geri dönüşü olmayan körlüklerin başlarında gelmektedir. Dünyadaki körlük nedenlerinin içinde ikinci sırada gelmektedir.

ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİDİR

Birincil tedavi ilaç tedavisidir, genellikle göz damlaları kullanılır. Hastalığın ilerlemesi durumunda ağızdan göz tansiyonu düşürücü ilaçlar veya damar yolundan özel sıvılar verilebilir. Göz damlaları ile ya göz içi sıvısının üretimi azaltılır ya da dışarı atılması kolaylaştırılır veya her ikisi birden yapılır. Eğer ilaç tedavisi yetersiz geliyorsa o zaman lazer uygulamaları ve en sonunda operasyon seçeneği değerlendirilir.

Göz Sağlığı

Göz Sağlığı Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Göz sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlardan derlediklerimizden bazıları aşağıdaki şekildedir.

“YANLIŞ: Uzak ve yakın net görüyorsa göz sağlam demektir.
DOĞRU: Düşük hipermetrop veya astigmat bozuklukları veya tek gözü etkileyen bozukluklar ile sinsi seyreden göz hastalıkları (glokom v.b.)görme keskinliğini etkilemeden ciddi sorunlar oluşturabilir.
YANLIŞ: Dinlendirici gözlük baş ve göz ağrısını azaltır.
DOĞRU: Dinlendirici gözlük yoktur, gözde düşük miktarda mevcut olan bozukluklar göz yorgunluğuna neden olduğunda bunun giderilmesi gözü rahatlatır. Bu tür gözlükler dinlendirici gözlük olarak yanlış isimlendirilmektedir.
YANLIŞ: Katarakt sadece yaşlılarda olur.
DOĞRU: Katarakt her yaşta olabilir. Özellikle doğuştan itibaren mevcut ise tedavisi aciliyet teşkil edebilir. YANLIŞ: Bebeklerdeki şaşılık büyüdüğünde geçer.
DOĞRU: Bebeklerde göz ve yüz gelişimi tamamlanana kadar şaşılık varmış gibi bir algı oluşabilir. Bu yalancı şaşılıktır. Bu yalancı görüntü yüz gelişimi tamamlandıkça normale döner. Gerçekte şaşılık var ise bu durum kendiliğinden düzelmez. Takip ve tedavi gerektirir. İhmal edilmemelidir.
YANLIŞ: Protez göze alışmak zordur.
DOĞRU: Protez göz kişiye özel yapıldığında hasta için oldukça konforludur. Kozmetik olarakta oldukça yüz güldürücü olan bu uygulamanın alışma süreci oldukça kısadır.
YANLIŞ: Göz tansiyonu ağrı ile kendini belli eder.
DOĞRU: Göz tansiyonu sinsi bir hastalıktır, belirti vermez. Bu nedenle özellikle ailesinde Glokom olan kişilerin düzenli göz muayenesi olmaları gereklidir.
YANLIŞ: Pörtlek göz sağlık açısından sorun oluşturmaz.
DOĞRU: Pörtlek göz gerek göz sağlığı, gerekse kozmetik ve kişinin psikolojisi açısından sorun oluşturabilir ve tedavisi mümkündür.
YANLIŞ: Göz kapağı düşüklüğü sadece estetik sorundur.
DOĞRU: Göz kapağı göz yüzeyi ve görme fonksiyonu açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle göz kapağı düşüklüğü gibi tüm göz kapak hastalıkları sadece kozmetik değil, sağlık açısından da önemli sorunlardır.

Katarakt Nedir

KATARAKT NEDİR ?

Katarakt nedir ; halk dilinde ‘perde’ ya da ‘aksu’ olarak biliniyor. Bulanık görmeye neden olan katarakt, gözbebeğinin hemen arkasında yer alan göz merceğinin saydamlığını ve şeffaflığını kaybetmesiyle oluşuyor. Sisli puslu, bulanık, bazen çift görme şikayetlerine yol açan katarakt, sadece yaşlılıkta değil, bebeklik döneminde dahi görülebiliyor.
Katarakt nedir , katarakt ameliyatı nasıl yapılır, neden oluşur gibi merak edilen sorular ve yanıtları:
• Gözlük katarakta çözüm mü?
Katarakt rahatsızlığında, gözlük camlarını sık sık değiştirme ihtiyacı doğuyor. Ancak katarakt belli bir noktayı aştıktan sonra cam değiştirilse de görüşü iyileştirmiyor.

Katarakt ameliyatı hangi durumlarda yapılır?

Görme bozukluğu kişinin günlük yaşamını aksatacak seviyeye ulaşmışsa, ameliyat gerekiyor. Acil tedavi gerektiren diğer bir durum ise; kataraktın tamamen olgunlaşıp buzlu cam görünümüne gelmesi. Katarakt ameliyatı gerekliliği için tek kriter ‘görme keskinliği’ değil. Işığa karşı aşırı duyarlılık da kişilerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Bir kişinin muayene odasında gösterilen harf ya da şekilleri görmesi yeterli değil. Aynı kişi güneşli günlerde sokakta daha az görüyor, geceleri otomobil farları, sokak lambalarının aşırı parlama ve yansımasından aşırı derecede rahatsız olabiliyor. Bu durumlarda da kişilerin ameliyat olması gerekiyor.
• Katarakt ameliyatından sonra gözlüğe ihtiyaç var mı?
Kataraktı olan kişi; diyabet hastalığı, göz tansiyonu (glokom) ve sarı nokta hastalığı gibi ek bir göz problemine sahip değilse, ameliyat sonrasında premium multifokal ya da trifokal (çok odaklı) göz içi merceklerle hem uzağı hem yakını hem de ara mesafeyi gözlüksiiz olarak görebiliyor.

Katarakt ameliyatı ne kadar sürer?

Damla ile göz uyuşturularak yapılan ve ortalama 10 dakika süren operasyonun ardından tamamen bulanık görme sorunundan kurtulmak mümkün. Ancak böyle oluşu,’çok basit bir ameliyat’ anlamına gelmiyor. Ameliyatın deneyimli göz cerrahları tarafından titizlik gösterilerek, en hijyenik koşullarda ve tek kullanımlık malzemeler ile yapılması gerekiyor. Kullanılacak göz içi merceklerin de FDA onaylı olması önemli.
• Katarakt ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmeli?
Ameliyat sonrası 5 gün banyo yapılmaması ve göze su değdirilmemesi önemli. Yine bir hafta boyunca kirli, pis işlerden ve buhardan uzak durulmalı. Bir hafta sonra her türlü işe dönüş sağlanabiliyor ve kişi normal hayatına dönebiliyor.
• Katarakt nükseder mi?
Katarakt tekrarlayan bir hastalık değil. Katarak operasyonu, kişinin hayatında her şey yolunda giderse bir kez geçireceği bir operasyondur. Sonrasında bir daha aynı sorunla karşılaşmadan, sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürüyor.

Katarakt nedenleri nelerdir?

Kortizon içeren ilaç kullanımı, diyabet, bazı göz tansiyonu türleri ya da yüksek seviyede radyasyon ve elektrik akımına maruz kalmak kataraktın oluşumunu etkileyebiliyor.

Akıllı Lens Ameliyatı Nasıl Yapılır

Akıllı Lens Ameliyatı

Akıllı Lensler uzak,yakın,astigmat ve katarakt tedavisinde kullanılan göz içi lenslerdir. Akıllı Lens Ameliyatı tek göz için ortalama on dakika sürmektedir. Bu süre içinde hastalara ağrı ya da acı hissetmemektedir. Bu tedavisinden sonra göz numaralarında bir daha ilerleme olmaz ve hastaların gözlük kullanımına ihtiyaç kalmaz.

Ameliyat kelimesinin kullanılmasının sebebi akıllı lenslerin göz doktorları tarafından ameliyathane ortamında göz içine yerleştirilmesinden dolayıdır. Ancak işlem genel anestezi dahi gerektirmemektedir. Gözler göz damlası ile uyuşturulur. Genel anestezi, bayıltma veya hastanede yatma söz konusu değildir. Ağrısız geçen operasyonda gözün içindeki lens yuvasına Akıllı Lens takılır. Ameliyat sonrası göz bandajlanır, hasta evine gider, bir gece göz bantlı kalır ve ertesi gün gözden bandaj alınır. Hasta aynı gün görmeye başlar. Birkaç gün içinde diğer göze de aynı işlemler uygulanır.

Bandajlar alındıktan sonra hasta gözlük ya da kontakt lensleri olmadan tüm mesafeleri net görür.

Akıllı Lensler denize ya da havuza girmeye engel değildir, kontakt lensler gibi uyurken çıkarılması gerekmemektedir.